Sayfalar

26 Ağustos 2015 Çarşamba

Yazın Sonuna Doğru..

Günlerimiz güzel geçiyor. Çoğunlukla çocuklarla birlikteyim. Bazen de büroda çalışıyorum, çocuklarım da birbirleriyle oynuyorlar ama çoğunlukla büro işi yapmıyorum. Temizlik, yemek, çamaşır, bulaşık.. Klasik ev işleri işte. Her kadının yaptığı şeyler. 

Bunun dışında bol bol kitap okuyorum. Okuduğum kitaplar hakkında şimdi ayrıntıya girmeyeceğim. Belki başka bir yazımda...

Çocuklarım hemen her akşam sokağa çıkıyorlar. Arkadaşlarıyla oyun oynuyorlar. Bazen şikayet ediyorlar onları, bazen de mutlu dönüyorlar eve. 

Ara sıra akşamdan sonra parka gidiyoruz. Parkta çocuklar arkadaşları ile oynarken ben de anneleriyle sohbet ediyorum. Keyifli oluyor. 

Bazen arkadaşlar geliyor eve. Hafta sonunu birlikte geçiriyoruz. 

Bazen günübirlik denize gidiyoruz. 

İşte 2015 yazı böyle geçiyor. 

Önümüzdeki hafta, sonbaharın ilk günlerinde denize gitmeyi planlıyoruz bir aksilik çıkmazsa. 

Barış Çağan'ın dediği gibi bakalım, görelim...

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Mordoğan Ardıç Plajı

Mordoğan Ardıç Plajına uzun yıllardır gitmemiştim. Eşim bir sürpriz yapıp haydi hazırlanın dedi. Kalktığımızda saat zaten 10:30 falandı. Oğluşlara alelacele kahvaltı hazırladım, bazı hazırlıklar yaptım. Eşim de iş görüşmesine Buca'ya gitti. Ben hazırlıklarımı tamamlayıp İzbana bindim oğluşlarla, eşim bizi Şirinyer'den aldı ve yola revan olduk.

Otobanla Çeme yönüne doğru yol aldık, Karaburun - Mordoğan çıkışından çıktık. Yaklaşık 30 km gittikten sonra Mordoğan merkezini geçip Ardıç Plajına ulaştık. Böylece İzmir'den 80 km yol giderek plaja ulaşmış olduk. Barış Çağa plajı ilk gördüğünde "abiiii, ne kadar da turkuaz rengi bir deniizzz" diyerek denizin harika manzarasını ortaya koymuş oldu. Plaja vardığımızda saat 15:15'ti. Kalktığımızda ise akşam 20:00 civarıydı. O saatte bile hala denize girenler çoktu. Su öyle güzel ki...

Ardıç Plajı, kum. Deniz çok güzel sıcacık ve derinlik orta seviyede. Hemen derinleşmiyor, denizin iç kısmı ilk girişte hafif taşlı ama birkaç adımdan sonra kumlara ulaşıyorsunuz. Hiç üşümeden denizde yüzmek harika ama biraz dalgalı. Dalgalı dediğime bakmayın, çok büyük dalgalar değil (Kuşadası Davutlar plajının dalgasının yanında hafif kalır), dalgalar kıyıya yakın kesimde kabarıp köpürüyor, biraz iç kesimde dalgalar rahatsız etmiyor insanı, kabarmıyor.

Plajda belediyenin koyduğu ücretsiz hasır şemsiyeler var. Bizim kendi şemsiyemiz olduğu için ihtiyaç duymadık. Yine şemsiye ve şezlongların olduğu bir alan da var, fiyatlarını sormadım. Çocuklar için belediye küçük bir çocuk parkı yapmış, ayrılırken oğluşlarım kaydılar biraz. Yine plajda ücretsiz tuvalet ve giyinme kabini, bir büfe (fiyatları gayet uygun) bulunuyor.

Plaj pek temiz değil. İnsanımız artıklarını çöpe atmaktan neden imtina ediyor anlamıyorum.

Ardıç Plajının bir bölümünde denizin hemen yanıbaşında ağaçlık alan var. Burada akşamüstü mangal yakabilirsiniz. Gün boyu şemsiyeye ihtiyaç olmadan ağaçların altında rahat rahat oturabilirsiniz. Biz tercih etmedik, çünkü ağaçlardan dökülen tohumcuklar, dallar, oğluşlarımın çıplak ayaklarına batar diye düşündük. Her an terlik giymeyebiliyorlar.

Ardıç Plajında Duma Beach ve Ayıbalığı koyunda Seal Beach de bulunuyor. Seal'a girmedim. Eskiden (çocuksuz dönemimizde) Duma'ya giderdik. Sahil bandının hemen arkasında çimenlik alanda buluyor. İçinde basket, dart, voleybol, çocuklar için trambolin de var. Fiyatları eskiden uçuk değildi, şimdi nasıldır bilemem. Kum sevmeyenlere çimenlikler üzerinde güneşlenmek keyif verir sanırım.

Plajın yan tarafında bir tepe var, tepenin arkasında Ayıbalığı koyu var. Orası oldukça derin ve taşlıymış, bu yüzden o kesimi hiç tercih etmedik biz.
Ayıbalığı koyu ile Ardıç Plajı arasındaki tepeden Ardıç Plajının görünümü.

Ardıç Plajı

Denizin ilk girişi hafif taşlı

Deniz hafif dalgalı ama ilerledikçe dalgalar etkisini kaybediyor

 Akşam tepelerin arkasında güneş kaybolunca eşyalarımızı toplayıp eve gidelim dedik. Oğluşlar karşı çıktı. Deniz özellikle dondurma yemek istediğini söyleyince Mordoğan Merkeze gittik. Çarşısında kısa bir gezinti yapıp bir dondurmacıya gittik. Foursquare'a göre dondurma denince akla gelen ilk yerlerden biri, Special Roma Dondurmacısıymış. Masaya çikolata sosu, fındık kırığı ve hindistan cevizi rendesi geldi, dilediğimizce kullandık. Dondurmaları güzel, fiyatları tatil yöresi için ortalama denilebilir. 3'er toptan 3 kornet ve bir kup (Barış'ım tabakta yemek istedi) toplamda 21,50 TL tuttu.





Keyifli bir gündü. Tekrar gelmeye karar verdik ama bu sefer daha erken olmalı ki iyice tadını çıkaralım.

Ürkmez İpekkum Plajı - Gümüldür Orman Kampı - DSİ Kampı

Geçtiğimiz hafta yıllardır gittiğimiz Ürkmez'in İpekkum plajına gidelim dedik. Evvelce de burası ile ilgili yazılar yazmışım ama tamamen kişisel paylaşımlarda bulunmuşum. Şimdi gitmek isteyebilecekler için bir yazı yazayım dedim.

Burası Gümüldür Orman Kampı ile aynı koyda. Biz genelde daha nezih olan İpekkum Tatil Köyü'nün plajından giriyorduk denize. İpekkum plajı kum. Yakınında pek çok apart bulunuyor. Tatil köyünde de uygun yer varsa yazlık ev kiralanabiliyor. Şemsiye ve şezlong 25 TL'ydi yanlış hatırlamıyorsam. Plajda tatil köyünün kafeteryası da var. Tuvalet, duş ve giyinme kabini ihtiyacınızı karşılayabilir, oturup bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Ben tercih etmiyorum, yanımda getiriyorum her şeyi. Plajın arkasında bulunan bakkallarda da istediğiniz içecekleri ucuza alabilirsiniz. Yine tatil köyüne gelen kamyonetli manavdan çeşit çeşit meyve alıp afiyetle yiyebilirsiniz.

İpekkumun denizi sığ. Metrelerce gidip deniz seviyesinin dizlerinize geldiğini görebilirsiniz. Deniz içi ve plaj kum. Sıcaklık orta seviyede. Bu özellikleriyle tam çocuklara göre. Çocuklarım hem kumda oynamayı seviyor, hem deniz içinde yürüyor ve su oyunları oynuyor, ayakları acımıyor. Soğuk olmadığı için uzun süre suda kalabiliyorlar.

Her seferinde İpekkumdan giriyorduk, bu sefer Gümüldür Orman Kampı'ndan denize girmeye karar verdik. Girişler otomobil için 18 TL. Burada çadır kurabilir ya da günübirlik piknik yapıp mangal yakabilirsiniz. Günübirlikçiler için piknik masaları da var. Ama haftasonlarında çok çok kalabalık oluyor, benden söylemesi.

Gümüldür Orman Kampı'na haftasonu gittik ve memnun kalmadık. Çok yoğunluk vardı. Denizde köpüklenme olmuştu. Eşim biraz yürüyeceğim dedi ve sahil boyunca yürüdü. Koya dökülen Doğanbey tarafında 2, Gümüldür ve Ürkmez tarafında 2 tane olmak üzere toplam 4 dere bulunuyor. Daha önceden de dereleri biliyorduk ama bu kadar köpüklenme görmemiştim doğrusu. Eşim yürüyüşten gelince derelerden gelen parçaların denize döküldüğünü ve akıntıyla bulunduğumuz yere sürüklenip köpüklenme yaptığını net bir şekilde anlamış olduk ve 18 TL'mize kıyıp eşyalarımızı toplayıp koyun başladığı yere (yön tayinim sıfırdır, eşim 2 km güneye gittik diyor), DSİ kampının önüne gittik. Oradan da dere denize dökülüyor ama önüne set çekilmiş ve akıntıyla denize partikül gelmiyordu. En azından gözle görülen bir kirlilik yoktu. Çocukların tuvaleti gelince rica edip DSİ kampına girdik.  Etrafta başkaca bir tesis bulunmuyor.

Plaj yine kum. Ama denizde yer yer derinlikler bulunuyor. Dikkat etmek gerekli. Büyük oğlum Deniz az daha boğulacaktı. Denizi İpekkum plajı kadar sığ değil. Sıcaklık orta seviyede.
Gümüldür Orman Kampı Ağaçların altındaki kesim, çadır alanı. 

Gümüldür Orman Kampı Plajı 

Çocuklarım Gümüldür Orman Kampından denize giriyor, eşim köpüklerin sebebini araştırmak üzere yürüyüşte..


Gümüldür Orman Kampı Plajı

DSİ Kamp Alanı önündeki kum plaj

Açıkçası Gümüldür Orman Kampı ve İpekkum Plajının bulunduğu koydaki deniz temizliği nedir bilemiyorum ama mavi bayrak olmadığı için çok temiz olmadığı muhakkak. Ama kirlilik derecesinin çok yoğun olduğunu da sanmıyorum. Yine de haftasonlarında gitmemekte fayda var.